<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Hukuki Danışmanlık ve Online Avukat Manyas</title>
	<atom:link href="https://online.manyas.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://online.manyas.net</link>
	<description>Hukuki Danışmanlık Sistemi İle Online Avukatlar İle G&#246;r&#252;şebilirsiniz.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 21 Dec 2023 09:50:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.2</generator>

<image>
	<url>https://online.manyas.net/wp-content/uploads/2022/08/cropped-Varlik-1-1-32x32.png</url>
	<title>Hukuki Danışmanlık ve Online Avukat Manyas</title>
	<link>https://online.manyas.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ticari İşletmenin Devri</title>
		<link>https://online.manyas.net/sirketler-hukuku/ticari-isletmenin-devri/</link>
					<comments>https://online.manyas.net/sirketler-hukuku/ticari-isletmenin-devri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Dec 2023 08:12:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şirketler Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://online.manyas.net/?p=986</guid>

					<description><![CDATA[Ticari işletmenin devri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda iki veya daha fazla ticaret şirketinin birbiri ile birleşerek yeni bir şirket kurmaları, yani ticaret şirketlerinin birleşmesi veya bir ya da daha fazla ticaret şirketinin mevcut diğer bir ticaret şirketine katılması, devralma düzenlenmiştir. TTK’nın ilgili maddeleri olan 136 ve 158. Maddelerinde ticaret şirketlerine ait işletmelerin devri ya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ticari işletmenin devri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda iki veya daha fazla ticaret şirketinin birbiri ile birleşerek yeni bir şirket kurmaları, yani ticaret şirketlerinin birleşmesi veya bir ya da daha fazla ticaret şirketinin mevcut diğer bir ticaret şirketine katılması, devralma düzenlenmiştir. TTK’nın ilgili maddeleri olan 136 ve 158. Maddelerinde ticaret şirketlerine ait işletmelerin devri ya da birleşmesinin yanında her iki şirketin ortaklarının da tek bir ortaklık çatısı altında toplanmaları söz konusudur.</p>



<p>Ticari işletmenin devri Türk Borçlar Kanunu’nda ise 202. Maddesinde düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 203. Maddesinde ise bir işletmenin diğer bir işletme ile pasif ve aktiflerin karşılıklı olarak devralınması suretiyle birleştirilmesi düzenlenmiştir. Gerek 202. Maddede düzenlenen işletmenin devrinde gerek 203. Maddede düzenlenen işletmeler düzeyinde, işletmelerin birleşmesinde kalan malvarlığı birleşmeleri düzenlenmiştir. Yani işletmenin birleşmesi ya da devri, şirketlerin ortaklarını ve işletmeyi işleten şirketleri, şahıs unsurlarını etkilememekte ve ilgili şirketler ve ortaklar ayrı kalmaya devam etmektedir. Devir sözleşmesi yazılı olarak yapılır ve aşağıdaki hususlar yer alır;</p>



<ul>
<li>Tarafların adı soyadı veya unvanı ile tebligat adresi,</li>



<li>Ticari işletmenin sözleşme dışında bırakılan unsurları.</li>



<li>Ticari işletmenin bir bütün olarak ve devamlılığını sağlayacak şekilde devredildiğine ilişkin şartsız beyan,</li>



<li>Ticari işletmenin satış fiyatı ve ödeme şartlar.</li>
</ul>



<p>Bu açıdan da aynı konuya ilişkin Ticaret Kanunu ile Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulama alanları tamamen birbirinden farklıdır. Örneğin, bir anonim şirketin, başka bir anonim şirketin sadece işletmesini devralması TBK &nbsp;202. Maddeye göre, buna karşın bir anonim şirketin, bu şirkete ait işletmenin başka bir anonim şirket tarafından devralınması yoluyla sona erdirilmesi hali ise TTK’nın 136. Madde ve diğer hükümlerine göre yapılmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ticari İşletme Nedir?</h2>



<p>Ticari İşletme, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 11/1’de “Esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme” olarak tanımlanmıştır.</p>



<p>Bu tanımdan anlaşılacağı üzere bir işletmenin ticari işletme sayılabilmesi için esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlama hedefi olmalı, devamlı ve bağımsız şekilde faaliyetlerini yürütmelidir.</p>



<p>Esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlayan her türlü işletme; ticarethane, fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese niteliğinde olup olmadığına bakılmaksızın ticari işletme sayılır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ticari İşletmenin Unsurları</h2>



<p>Ticari işletmenin diğer iktisadi işletmelerden farklı özellikleri bulunmaktadır. Her ticari işletme özünde bir işletme olsa da her işletmenin bir ticari işletme olarak tanımlanması mümkün değildir. Bir işletmenin ticari işletme olarak kabul edilebilmesi için tanımından hareketle bazı koşulların varlığı aranır. Bunlar;</p>



<ul>
<li>Esnaf faaliyeti sınırlarını aşma,</li>



<li>Devamlılık,</li>



<li>Bağımsızlık,</li>



<li>Gelir sağlamayı hedef tutma olarak sayılabilir.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Ticari İşletmenin Devri Koşulları</h2>



<p>Türk Ticaret Kanunu’na göre, ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere ticari işletmenin devri için birtakım şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Bunlar;</p>



<ul>
<li>Aktif ve pasiflerin birlikte devri,</li>



<li>Yazılı devir sözleşmesinin yazılı yapılması,</li>



<li>Ticaret siciline tescil ve ilanı</li>



<li>Gerekli durumlarda Rekabet Kurulu iznidir.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Aktif ve Pasiflerin Birlikte Devri</h2>



<p>Türk Borçlar Kanunu Madde 202 kapsamında bir işletmenin devrinden bahsedilebilmesi için ticari işletmenin aktif ve pasif malvarlığı unsurlarının devredilmiş olması gerekmektedir. Aktif ve pasif malvarlığı unsurlarının tümünün devredilmesinden, ticari işletmenin malvarlığına dahil tüm unsurların, devrin kapsamında yer almasının zorunlu olduğu gibi bir sonuca varılmamalıdır. Eğer ki devrolunan unsurlarla ticari işletmenin işletme olarak devamı mümkünse bazı unsurlar devredilmiş olmasa dahi TBK Madde 202 hükmünün uygulanması söz konusu olabilir.</p>



<p>İşletmenin sadece aktiflerinin devrini öngören sözleşmeler Türk Borçlar Kanunu Madde 202 gereği geçersizdir. Çünkü işletmenin aktifleri, işletmeye açılan kredilerin ve verilen borçların doğal güvencesini oluşturmaktadır. Bu nedenle de devrin aktif kalemlerin yanı sıra işletmenin pasifleri de kapsaması, alacaklıların korunması amacıyla kabul edilmiş emredici bir ilkedir. Ticari işlemenin devri tescilinde istenecek evraklar;</p>



<ul>
<li>Taahhütname</li>



<li>Noter Onaylı İşletme Devrine dair Noterden düzenlenmiş Devir Sözleşmesi (İşletme devrinin unvan Dahil mi yoksa Unvan Hariç mi devir edileceği mutlaka belirtilmelidir.)</li>



<li>Ticaret Sicili Müdürlüğünce düzenlenen unvan altında imza beyannamesi</li>



<li>Devralan Kişiye Ait Vergi Levhası Fotokopisi</li>



<li>Gerçek kişiler için Gerçek Kişi Kayıt Beyannamesi</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Devir Sözleşmesinde Yazılı Şekil Şartı</h2>



<p>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 11/3 uyarınca ticari işletmenin devrinin yazılı olarak yapılacağı hükmolunmaktadır dolayısı ile ticari işletmenin devri için yazılı bir sözleşmenin yapılması şarttır. Adi yazılı şekilde yapılmayan bir sözleşmeye dayanarak ticari işletme devredilemez.</p>



<p>Devir sözleşmesine yazılması gereken unsurları ise tarafların adı, soyadı ve unvanı ile tebligat adresi, ticari işletmenin sözleşme dışında bırakılan unsurları, ticari işletmenin bir bütün olarak ve devamlılığını sağlayacak şekilde devredildiğine ilişkin şartsız beyan, ticari işletmenin satış fiyatı ve ödeme şartları şeklinde sayabiliriz.</p>



<p>Bu konudaki Ticaret Sicil Yönetmeliğinin ‘’ticari işletmenin devri’’ başlıklı 133. Maddesinde de ‘’bir ticari işletmenin devrine ilişkin devir sözleşmesi yazılı şekilde yapılır’’ ifadeleri kullanılmıştır.</p>



<p>Görüleceği üzere Türk Ticaret Kanunu ve Ticaret Sicil Yönetmeliği hükümleri gereği devir sözleşmesinin yazılı şekilde yapılacağı net bir şekilde düzenlenmiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Rekabet Hukuku Çerçevesinde Bildirim Yükümlülüğü</h2>



<p>Devir sözleşmelerinin geçerliliği belirli durumlarda Rekabet Kurulu’ndan izin alınmasına bağlıdır. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (“RKHK”)[4] m. 7/2 uyarınca Rekabet Kurulu tarafından yayınlanan Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’de (Tebliğ No: 2010/4) öngörülen ciro eşiklerini aşan teşebbüslerin taraf olduğu ticari işletme devirleri açısından izin alınması zorunludur.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ticari İşletmenin Devrinin Hüküm ve Sonuçları</h2>



<p>Ticari işletmenin yazılı bir sözleşme ile ticaret siciline tescil ile geçerli olarak devri sonucunda birtakım sonuçlar meydana gelmektedir. Bunlar;</p>



<ul>
<li>Tacir sıfatının sona ermesi,</li>



<li>İşletmeye tahsis olunan unsurların devralana geçmesi,</li>



<li>Devralan tarafından borçların üstlenilmesi,</li>



<li>Devredenin müteselsil sorumluluğudur.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">Ticaret Unvanı</h2>



<p>Ticaret unvanı, tacirin ticari işlerinde kullandığı adı olarak tanımlanabilir. Ticaret unvanının devrini düzenleyen Türk Ticaret Kanunu Madde 49’e göre ticaret unvanı işletmeden ayrı olarak başkasına devredilemez. Bir işletmenin devri, aksi açıkça kabul edilmiş olmadıkça, unvanın da devri sonucunu doğurur. Devir hâlinde devralan, unvanı aynen kullanma hakkına sahiptir.</p>



<p>Taraflar ticari işletme devri sözleşmesinde aksini kararlaştırmadıkça, işletmeyi devreden ticaret unvanının devrini de kabul etmiş sayılmaktadır. Ticari işletmeyi devreden, ticaret unvanını devretmek istemiyorsa bunun açık bir şekilde ticari işletme devir sözleşmesinde belirtilmesi gerekmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Devralan Tarafından Borçların Üstlenilmesi</h2>



<p>Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur.</p>



<p>Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar.</p>



<p>Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları, dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeştir.</p>



<p>Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://online.manyas.net/sirketler-hukuku/ticari-isletmenin-devri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Miras Sözleşmesi</title>
		<link>https://online.manyas.net/miras-hukuku/miras-sozlesmesi/</link>
					<comments>https://online.manyas.net/miras-hukuku/miras-sozlesmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Dec 2023 08:03:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Miras Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://online.manyas.net/?p=984</guid>

					<description><![CDATA[Miras Sözleşmesi Nedir? Miras sözleşmesi, iki taraf arasında gerçekleşen bir hukuki anlaşmadır ve miras bırakan kişiyle diğer taraf arasında yapılır. Miras sözleşme, halk arasında vasiyetname olarak bilinir. Borç yaratmayan ve mirasa bağlı bir işlemdir. Bu sözleşme, kişiye miras bırakanın ölümünden sonra hak elde etme fırsatı sunar. Olumlu ve olumsuz miras sözleşmesi olmak üzere iki ayrı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"><strong>Miras Sözleşmesi Nedir?</strong></h2>



<p>Miras sözleşmesi, iki taraf arasında gerçekleşen bir hukuki anlaşmadır ve miras bırakan kişiyle diğer taraf arasında yapılır. Miras sözleşme, halk arasında vasiyetname olarak bilinir. Borç yaratmayan ve mirasa bağlı bir işlemdir. Bu sözleşme, kişiye miras bırakanın ölümünden sonra hak elde etme fırsatı sunar. Olumlu ve olumsuz miras sözleşmesi olmak üzere iki ayrı türü bulunur.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Olumlu Miras Sözleşmesi</strong></h2>



<p>Olumlu miras sözleşmesi, mirasçının ölümünden sonra etkili olan hükümleri içeren bir sözleşme türüdür. Bu sözleşme, miras bırakan veya üçüncü bir kişiye mirasın paylaşımıyla ilgili tasarruflar yapma yetkisi verir. Mirasçıya veya üçüncü kişiye yükümlülükler getirebilir ve mirasın nasıl paylaşılacağına dair hükümler içerebilir. Mirasçı, yedek mirasçı, art mirasçı veya ön mirasçı gibi kişilerin atanabilmesine olanak tanır.&nbsp; Ayrıca vakıf kurma veya vasiyeti yerine getirme görevlisi atama gibi hükümlerle birlikte vasiyet şekline dönüşebilir.</p>



<p>Olumlu miras sözleşmesi, miras bırakanın malvarlığı üzerinde eskisi gibi tasarruf etmesine izin verir. Ancak, ölüme bağlı olarak yapılan tasarruflar sözleşmeyle uyumlu olmadığında, itiraz hakkı kullanılabilir. Medeni kanun, mirasçıların atanmasını ve malvarlığı alacaklılarını belirlemeyi öngörmektedir.</p>



<p>Olumlu miras sözleşmesi, yasal mirasçıları mirastan çıkarma, mirasın paylaşımını yapma ve vakıf kurma gibi işlemleri gerçekleştirme olanağı sunar. Bu sözleşmeden faydalanan kişi, karşı yükümlülükler altına girerse ivazlı miras sözleşmesi ortaya çıkar. Yükleme sözleşmesi de olumlu vasiyetname kapsamında değerlendirilir ve miras bırakan, sözleşmeye taraf olan kişiye belirli yükümlülüklerde bulunabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Olumsuz Miras Sözleşmesi</strong></h2>



<p>Mirastan feragat etmek, mirasçı ile miras bırakan arasında gerçekleştirilen bir anlaşmadır ve olumsuz miras sözleşmesi olarak da adlandırılır. Bu sözleşme, karşılıklı anlaşma sağlanarak ya da karşılıksız olarak yapılabilmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Miras Sözleşmesi Nasıl Yapılır?</strong></h2>



<p>Miras sözleşmesinin geçerli olabilmesi için “resmi vasiyetname” formatında düzenlenmesi gerekmektedir. Mirastan feragat sözleşmesi de miras sözleşmesi niteliğinde olduğundan, o da “resmi vasiyetname” şeklinde düzenlenmelidir.</p>



<p>Miras sözleşmesi, tarafların aynı anda bulunarak resmi bir memur önünde imzalanmasıyla gerçekleşir. Adi bir şekilde yazılan miras sözleşmesi geçerli değildir.</p>



<p>Olumlu bir miras sözleşmesi vasiyetname formatında hazırlanabilirken, mirastan feragat sözleşmesi yalnızca miras sözleşmesi şeklinde düzenlenmelidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Miras Sözleşmesi Şekil Şartı Nedir?</strong></h2>



<p>Miras sözleşmesi şekil şartı olarak resmi vasiyetname için öngörülen şartları aranmaktadır.</p>



<ol>
<li>Tarafların, arzularını resmi memura aynı zamanda bildirmesi gerekir.</li>
</ol>



<p>Miras sözleşmesinin tarafları, arzularını resmi memura ara vermeden birbirini izler şekilde bildirmelidir. Resmi memur sulh hukuk mahkemesi hâkimi, noter veya kanun ile kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli olabilir.</p>



<ul>
<li>Miras sözleşmesi, resmi memurun ve iki tanığın önünde imzalanmalıdır.</li>
</ul>



<p>Miras sözleşmesi taraflarca okunduktan sonra resmi memur ve iki tanık önünde miras sözleşmesinin taraflarınca imzalanır. Resmi memur, miras sözleşmesine düzenleme tarihi koyarak imzalar. Resmi mühür ile mühürlenir. Miras sözleşmesinde tarafların kimlik bilgileri ve ikametgahları yer almalıdır.</p>



<ul>
<li>Miras sözleşmesi, tarafların adı, soyadı, T.C. kimlik numarası, doğum yeri, doğum tarihi, medeni hali ve ikametgah bilgilerini içermelidir. Bu bilgilerin doğru ve eksiksiz bir şekilde belirtilmesi önemlidir.</li>



<li>Miras sözleşmesinde tarafların malvarlığı hakkında bilgiler yer almalıdır.</li>
</ul>



<p>Miras sözleşmesinde, tarafların malvarlığına ilişkin bilgilerin yer alması gerekmektedir. Bu, taşınır ve taşınmaz malların detaylı bir şekilde belirtilmesini ve mirasın paylaşımına ilişkin düzenlemeleri içermesini ifade eder.</p>



<ul>
<li>Miras sözleşmesinde vasiyetnamenin geçerli olacağı durumlar belirtilmelidir.</li>
</ul>



<p>Miras sözleşmesinde, vasiyetnamenin geçerli olacağı durumlar açıkça belirtilmelidir. Örneğin, miras sözleşmesiyle vasiyetin yürürlüğe girmesi için sözleşmeyi imzalayan taraflardan birinin ölümü veya tarafların anlaşmazlık halinde anlaşmazlığın sulh hukuk mahkemesi hâkimince çözümlenmesi gibi durumlar belirtilebilir.</p>



<ul>
<li>Miras sözleşmesi, noter tarafından düzenlenmiş olmalıdır.</li>
</ul>



<p>Miras sözleşmesinin resmi bir belge niteliği taşıması için noter tarafından düzenlenmiş olması gerekmektedir. Noter, miras sözleşmesini tarafların arzularına uygun bir şekilde hazırlar ve doğruluğunu onaylar. Bu şekilde miras sözleşmesi resmi bir belge haline gelir.</p>



<ul>
<li>Miras sözleşmesinde tanıkların kimlik bilgileri yer almalıdır.</li>
</ul>



<p>Miras sözleşmesi, iki tanığın kimlik bilgilerini içermelidir. Tanıkların adı, soyadı, T.C. kimlik numarası, doğum yeri, doğum tarihi ve ikametgah bilgileri miras sözleşmesinde yer almalıdır. Bu, tanıkların kimliklerinin doğrulanabilmesi ve resmi bir belge niteliği taşıması için önemlidir.</p>



<p>Önemli Not: Hukuki konularda kesinlikle bir avukata danışmanız önemlidir. Bu yanıt yalnızca genel bilgi vermek amacıyla yazılmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Miras Sözleşmesi Kimler Yapar?</strong></h2>



<p>Miras sözleşmesi, muris ve mirasçı ya da mirasçılık sıfatı bulunmayan diğer bir kişi arasında yapılmaktadır. Miras sözleşmesi yapabilmek için tarafların ölüme bağlı tasarruf ehliyeti bulunmalıdır.</p>



<p>Miras sözleşmesi yapma ehliyeti üç unsurdan oluşmaktadır:</p>



<ul>
<li><strong>Ayırt etme gücüne sahip olmak:</strong>&nbsp;Taraflar, sözleşme yapma eylemlerinin sonuçlarını anlayacak ve bu sonuçlardan sorumlu olacak kadar akıl sağlığına sahip olmalıdır.</li>



<li><strong>Ergin olmak:</strong>&nbsp;Taraflar, miras sözleşmesi yapabilmek için yasalarca belirlenen erginlik yaşını (genellikle 18 yaş) tamamlamış olmalıdır. Ergin olmayan kişiler, miras sözleşmesi yapma ehliyetine sahip değildir.</li>



<li><strong>Kısıtlı olmamak:</strong>&nbsp;Tarafların miras sözleşmesi yapabilme ehliyetine sahip olmaları için kısıtlı olmamaları gerekmektedir. Kısıtlı kişiler, yasal olarak miras sözleşmesi yapma ehliyetine sahip değillerdir.</li>
</ul>



<p>Miras sözleşmesi yapmayan taraf için ise genel ehliyet kuralları geçerlidir. Bu kişi, genel olarak reşit olmalı, ayırt etme gücüne sahip olmalı ve kısıtlı olmamalıdır.</p>



<p>Yukarıda belirtilen unsurlar, miras sözleşmesi yapabilme ehliyetini sınırlayan ve tarafların sözleşme yapma yeteneğini değerlendiren kriterlerdir. Bu kriterlerin sağlanması, miras sözleşmesinin geçerli ve hukuki olarak kabul edilebilir olmasını sağlar.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Miras Sözleşmesinin Sona Ermesi</strong></h2>



<p>Miras sözleşmesi, taraflar arasındaki yazılı anlaşma ile her zaman feshedilebilir. Miras sözleşmesini sona erdirme anlaşması bir ölüme bağlı tasarruf olduğundan ölüme bağlı tasarruflara ilişkin ehliyet şartları geçerlidir.</p>



<p>Miras sözleşmesinde, lehine tasarrufta bulunulan kişinin TMK m. 510’da belirtilen mirasçılıktan çıkarma sebeplerinden birini gerçekleştirmesi durumunda, miras sözleşmesi muris tarafından tek taraflı olarak sonlandırılabilir.</p>



<p>İvazlı miras sözleşmesi gereğince, karşılıklı yükümlülükleri olan taraf, bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda TBK m. 123 ve devamı hükümlerine göre sözleşmeden cayabilir.</p>



<p>Miras sözleşmesinde, taraflardan biri sözleşmede açıkça belirtilen cayma hakkını kullanırsa, miras sözleşmesi sona erer.</p>



<p>Mirasçı olarak atanmış veya kendisine belli bir mal bırakılmış kişi, mirasçının ölümünde hayatta değilse, miras sözleşmesi otomatik olarak geçersiz olur.</p>



<p>Eşler arasında yapılan miras sözleşmesi, muris ölmeden önce evlilik iptal veya boşanma kararı ile sona ermişse, miras sözleşmesi geçersiz hale gelir.</p>



<p>Miras sözleşmesi ertelenmiş bir şarta bağlıysa, şartın gerçekleşmemesi durumunda veya bozucu bir şarta bağlıysa, şartın gerçekleşmesi gereklidir.</p>



<p>Miras sözleşmesi, murisin sağlığında irade sakatlığı nedenleriyle iptal edilebilir.</p>



<p>Miras sözleşmesiyle yapılan kazandırmalar, sonradan miras bırakılabilir alanın daralması durumunda tenkis edilebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Miras Sözleşmesi Bozulur Mu?</strong></h2>



<p>Miras sözleşmesi, kendiliğinden bozulmayan bir sözleşme türüdür. Dolayısıyla, miras sözleşmesinin hükümsüz hale gelmesi için mahkeme tarafından iptal kararı verilmesi gerekir. Mahkeme kararıyla miras sözleşmesi iptal edildiğinde, geriye dönük olarak geçersiz hale gelir.</p>



<p>Miras sözleşmesinin iptal edilebilmesi için Medeni Kanun’da belirtilen sınırlı sebeplerin varlığı gereklidir. Kanunda sayılan iptal sebepleri şunlardır:</p>



<ul>
<li>Ehliyetsizlik: Miras sözleşmesini yapmak için gerekli olan yeteneğin bulunmaması durumu.</li>



<li>Şekil eksikliği: Miras sözleşmesinin gerektirdiği şekil şartlarının yerine getirilmemesi.</li>



<li>Hukuka ve ahlaka aykırılık: Miras sözleşmesinin hukuka veya ahlaka aykırı olması durumu.</li>



<li>İrade sakatlığı: Miras sözleşmesinin yapıldığı sırada iradenin sakatlanmış olması durumu.</li>



<li>Miras Sözleşmesi ve Vasiyetname Farkı: Miras sözleşmesi ve vasiyetname arasındaki farkları belirleyen şekli kuralların ihlali.</li>



<li>Şekli anlamda ölüme bağlı tasarruflar, vasiyetname ve miras sözleşmesi olarak düzenlenmiştir.</li>
</ul>



<p>Vasiyetname yapabilmek için kişinin 15 yaşını doldurmuş olması gerekmektedir, ancak miras sözleşmesi yapabilmek için ergin olmak şartı aranır.</p>



<p>Vasiyetname el yazılı, sözlü ve resmi olarak düzenlenmekte iken miras sözleşmesi yalnızca resmi şekilde yapılabilir.</p>



<p>Vasiyetname her zaman karşı tarafa sunulmak zorunda olmasa da, miras sözleşmesi çift taraflı bir sözleşmedir.</p>



<p>Vasiyetnameden her zaman geri dönülebilirken, miras sözleşmesi tek taraflı olarak geri alınamaz.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Notersiz Vasiyet Geçerli Mi?</strong></h2>



<p>Vasiyetname düzenlenmesi için noter zorunlu değildir. Ancak, noterde düzenlenmeyen bir vasiyetnamenin geçerli olabilmesi için, “el yazılı vasiyetname” veya “sözlü vasiyetname” şekillerinden birine uyulması gerekmektedir. El yazılı vasiyetname, vasiyetçi tarafından baştan sona el yazısıyla yazılmalı, tarih ve imza içermelidir. Sözlü vasiyetname ise resmi veya el yazılı vasiyetname yapma imkanının olmadığı durumlarda kullanılan bir yöntemdir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Miras Hakkı Kaç Yıl Geçerli?</strong></h2>



<p>Miras hakkı, talebe bağlı olarak değiştiği için ne kadar süreyle geçerli olduğunu belirlemek mümkündür. Miras hakkı, tek bir hukuki sebebe dayanmasına rağmen, kişiye mutlak ve nispi bir hak tanıma özelliği taşır. Bu sebeple, miras hakkının süresiyle ilgili farklı yaklaşımlar bulunmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Bir Kişi İstediğine Miras Bırakabilir Mi?</strong></h2>



<p>Genel olarak, bir kişi, tercih ettiği kişiye mirasını bırakma hakkına sahiptir, ancak murisin bu özgürlüğü bazı sınırlamalarla karşılaşabilir. Miras sözleşmesi yapmak isteyen bir mirasçı, tasarruf nisabına dikkat etmek zorundadır. Yasal mirasçılar arasında yer alan anne, baba, eş ve altsoya tanınan saklı paylar dışında kalan kısım, “tasarruf edilebilir kısım” olarak adlandırılır. Tasarruf edilebilir kısım, mirasçının tasarruf özgürlüğünü temsil eder.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Anne Baba Malını İstediğine Verebilir Mi?</strong></h2>



<p>Muris, mal varlığı üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunabilir. Ancak, mirasçısı bulunan bir kişi, tasarruflarını yaparken saklı payını gözetmelidir. Mirasçılar, saklı paylarının zedelendiğini düşünürlerse, tenkis davası açarak zedelenen miras haklarının iadesini talep edebilirler.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Miras Paylaşımı Yapılmazsa Ne Olur?</strong></h2>



<p>Miras paylaşılmaz ve miras payları oranında mirasçılara intikali gerçekleştirilmez ise murisin ölümünden 2 yıl sonra ilgili Tapu Müdürlüğü tarafından veraset ilamı talebiyle dava açılacak ve hak sahipleri adına tescil gerçekleştirilir.</p>



<p>Miras paylaşımı yapılmadığı takdirde “miras ortaklığı” sona ermeyecektir. Dolayısıyla mirasçılardan her birinin kendi miras payına tekabül eden değerler üzerinde tek başına tasarruf etme hakkı doğmayacaktır.</p>



<p>Taraflar, paylaşım konusunda anlaştığı takdirde paylaşma miras paylaşım sözleşmesi (miras taksim sözleşmesi) yoluyla gerçekleştirilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Miras Sözleşmesi Hangi Avukat İle Yapılabilir?</strong></h2>



<p>Miras sözleşmesi, miras hukukuyla ilgili uzmanlaşmış bir avukatla yapılmalıdır. Miras hukukuyla ilgili konuların düzenlenmesi için miras avukatlarına başvurmak oldukça önemlidir. Bu avukatlar, miras sözleşmelerinin hazırlanması, vasiyetnamelerin oluşturulması, veraset ve intikal işlemlerinin yönetilmesi ve miras davalarında profesyonel yardım sağlama konularında uzmanlaşmışlardır. Bu nedenle, miras işlemleriyle ilgili doğru ve güvenilir bir şekilde ilerlemek için miras hukuku avukatlarına başvurmanız önemlidir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://online.manyas.net/miras-hukuku/miras-sozlesmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çalışma Koşullarında Esaslı Değişiklik Nedir?</title>
		<link>https://online.manyas.net/is-hukuku/calisma-kosullarinda-esasli-degisiklik-nedir/</link>
					<comments>https://online.manyas.net/is-hukuku/calisma-kosullarinda-esasli-degisiklik-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Dec 2023 07:44:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://online.manyas.net/?p=982</guid>

					<description><![CDATA[İşçi ile işveren arasında akdedilmiş olan sözleşme çerçevesinde işçinin ve işverenin de bazı hak ve yükümlülükleri vardır. Bu doğrultuda iki taraf da birtakım edimleri yerine getirmekle yükümlüdür. Çalışma Koşullarında Esaslı Değişikliğin koşulları ve şekli&#160;4857 sayılı İş Kanunu’nun&#160;22. Maddesinde düzenlenmiştir. Ancak kanunda açıkça hangi hallerin çalışma koşullarında esaslı değişiklik kabul edileceği belirtilmemiştir. Madde 22:&#160;“İşveren, iş sözleşmesiyle [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İşçi ile işveren arasında akdedilmiş olan sözleşme çerçevesinde işçinin ve işverenin de bazı hak ve yükümlülükleri vardır. Bu doğrultuda iki taraf da birtakım edimleri yerine getirmekle yükümlüdür.</p>



<p>Çalışma Koşullarında Esaslı Değişikliğin koşulları ve şekli&nbsp;<a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4857.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">4857 sayılı İş Kanunu’nun</a>&nbsp;22. Maddesinde düzenlenmiştir. Ancak kanunda açıkça hangi hallerin çalışma koşullarında esaslı değişiklik kabul edileceği belirtilmemiştir.</p>



<p><strong>Madde 22:</strong>&nbsp;<em>“İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan&nbsp;<strong>ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz</strong>. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava açabilir. Taraflar aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilir. Çalışma koşullarında değişiklik geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulamaz.”</em></p>



<p>Müstakar yargıtay kararlarına bakıldığında eğer bir değişiklik yapılmasının sonucu işçinin durumu ağırlaşırsa ve işçinin menfaatine değil aleyhine bir durum ortaya çıkarsa bu durum esaslı değişiklik kabul edilmelidir. İşçi aleyhine olabilecek esaslı değişiklikler aşağıdaki şekilde sıralanabilir;</p>



<ul>
<li>Ücret değişikliği</li>



<li>Ücretsiz İzin Uygulaması</li>



<li>İşin niteliğinde değişiklik</li>



<li>İşyeri değişikliği</li>



<li>İşyeri saatlerinde değişiklik</li>
</ul>



<p>Çalışma koşullarında esaslı değişiklik gerçekleştirmek isteyen işverenin bunu, İş Kanunu’nun 22. madde hükmüne gereğince işçiye yazılı olarak bildirmesi gerekmektedir.</p>



<p>İşçi, işverenin esaslı değişiklik önerisini altı iş günlük süre içinde yazılı olarak kabul ederse iş ilişkisi işverenin önerisine uygun yeni çalışma koşullarıyla devam eder.</p>



<p>İşçinin değişiklik önerisini altı iş günü süresi içerisinde yazılı olarak kabul etmemesi durumunda ise değişiklik teklifi işçiyi bağlamaz ve sözleşme aynen eski koşullarla devam eder.&nbsp;</p>



<p>Değişiklik önerisi reddedilen işveren çalışma koşullarında esaslı değişiklik yapmaktan vazgeçerek sözleşmeyi eski koşullarla sürdürebilir. Ya da fesih için geçerli bir nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklayarak bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. &nbsp;Ancak bu şekilde yapılan fesih sonucunda işçiye kıdem ve ihbar tazminatı ödemekle yükümlüdür.</p>



<p>İşveren, değişiklik önerisini reddetmesine rağmen sözleşmeyi fesih yoluna gitmeyip çalışma koşullarında tek taraflı olarak esaslı değişiklik yapmakta ısrar ederse işçi, İş Kanunu madde 34 uyarınca iş görmekten kaçınabilir ya da İş Kanunu madde 24/II (e) uyarınca iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir. İşçi haklı nedenle feshettiğinde kıdem tazminatına hak kazanacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://online.manyas.net/is-hukuku/calisma-kosullarinda-esasli-degisiklik-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yabancı Uyruklu Eşten Boşanma Davası</title>
		<link>https://online.manyas.net/aile-hukuku/yabanci-uyruklu-esten-bosanma-davasi/</link>
					<comments>https://online.manyas.net/aile-hukuku/yabanci-uyruklu-esten-bosanma-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Dec 2023 07:35:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://online.manyas.net/?p=980</guid>

					<description><![CDATA[Yabancı uyruklu eşten boşanma davası, genel boşanma davası sürecinden farklılık göstermez. Genellikle hukuki normlar çerçevesinde yargılanır. Ancak, yabancı uyruklu eşlerin yurtdışında gerçekleştirdikleri boşanma kararlarının Türkiye’de tanınması için, ilgili ülkedeki kesinleşmiş kararın tanıma ve tenfiz davasıyla mahkemeye sunulması gerekmektedir. Bu kararlar, doğrudan Türkiye’de hüküm ifade etmez ve tanıma sürecinden geçmesi gerekir. Sosyal medya kullanımının ve uluslararası [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yabancı uyruklu eşten boşanma davası, genel boşanma davası sürecinden farklılık göstermez. Genellikle hukuki normlar çerçevesinde yargılanır. Ancak, yabancı uyruklu eşlerin yurtdışında gerçekleştirdikleri boşanma kararlarının Türkiye’de tanınması için, ilgili ülkedeki kesinleşmiş kararın tanıma ve tenfiz davasıyla mahkemeye sunulması gerekmektedir. Bu kararlar, doğrudan Türkiye’de hüküm ifade etmez ve tanıma sürecinden geçmesi gerekir.</p>



<p>Sosyal medya kullanımının ve uluslararası seyahat olanaklarının artmasıyla, Türk vatandaşları ile yabancı uyruklu bireyler arasındaki evliliklerin sayısı artmaktadır. Ancak, bu artış beraberinde boşanma durumlarının da artmasına neden olmaktadır. Bu durumda açılacak boşanma davasının hangi mahkemede görüleceği ve hangi hukukun uygulanacağı gibi sorunlar ortaya çıkar.</p>



<p>Yabancı uyruklu eşten boşanma davası süreci her dava için farklılık gösterebilir, ancak genel olarak iki türde dava açılabilir:</p>



<ul>
<li>Anlaşmalı boşanma davası</li>



<li>Çekişmeli boşanma davası</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Yabancı Uyruklu Eşten Boşanma Davası Süreci</strong></h2>



<p>Türkiye’de, yabancı uyruklu bir eşten boşanma süreci, Türk Medeni Kanunu ve ilgili yasal düzenlemelere tabidir. Boşanma işlemlerini başlatmak için şu adımları takip etmek önemlidir:</p>



<ol>
<li><strong>Hukuki Destek Alınması:</strong>&nbsp;Yabancı uyruklu bir eşten boşanma süreci genellikle karmaşık olduğundan, bir aile hukuku avukatıyla çalışmak önemlidir. Avukat, sizin ve eşinizin haklarını korumak ve yerel ile uluslararası hukuk konularında rehberlik etmek konusunda yardımcı olacaktır.</li>



<li><strong>Boşanma Davasını Açma:</strong>&nbsp;Boşanma başvurusu, bulunduğunuz il ve ilçedeki Aile Mahkemesi’ne yapılır. Boşanma dilekçesinde, boşanma sebepleri ve talepler detaylı bir şekilde belirtilmelidir. Boşanma davası açma hakkı, her iki eşe de tanınmıştır.</li>



<li><strong>Tebligat:&nbsp;</strong>Boşanma dilekçesi ve ilgili belgeler, eşe tebliğ edilmelidir. Eğer eşiniz yurtdışında yaşıyorsa, tebliğ süreci uluslararası hukuk normlarına ve Türkiye ile ilgili ülkenin ikili anlaşmalarına uygun olmalıdır. Eşinizin avukatı varsa, tebligat süreci daha kolay olabilir.</li>



<li><strong>Çocuklar ve Mal Paylaşımı:</strong>&nbsp;Çocuklarınız varsa, velayet, nafaka ve çocukla kişisel ilişki gibi konuları düzenlemelisiniz. Ayrıca, evlilik süresince edinilen malların ve borçların paylaşımı konusunda anlaşmaya varılmalıdır.</li>



<li><strong>Mahkeme süreci:</strong>&nbsp;Boşanma davası, Türkiye’deki Aile Mahkemesi’nde görülecektir. Mahkeme, tüm delilleri ve iddiaları değerlendirerek boşanma kararını verecektir. Taraflar anlaşmalı boşanma yolunu seçerlerse, süreç daha hızlı ilerleyebilir.</li>



<li><strong>Boşanma Kararının Tanınması Ve Tenfizi:</strong>&nbsp;Eğer eşinizin ülkesinde boşanma kararı tanınması ve uygulanması gerekiyorsa, bu süreç uluslararası hukuk kurallarına göre gerçekleştirilmelidir.</li>
</ol>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Yabancı Uyruklu Eş ile Anlaşmalı Boşanma</strong></h2>



<p>Taraflar arasındaki anlaşmalı boşanma süreci, karşılıklı anlayış ve işbirliği temelinde gerçekleşir. Bu sürecin başlangıcında, eşler mal paylaşımı, nafaka, çocuk velayeti gibi temel konularda uzlaşmaya varmak zorundadır. Yabancı uyruklu eşlerin anlaşmalı boşanma süreci, yerel yasal düzenlemelere ve tarafların anlaşmalarına bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.</p>



<p>Hukuki destek, bu süreçte önemli bir rol oynar. Yabancı uyruklu eşler, aile hukuku konusunda uzman bir avukatla çalışarak, anlaşmalarının hukuki geçerliliğini ve yerel yasal gerekliliklere uygunluğunu sağlayabilirler.</p>



<p>Anlaşmalı boşanma protokolü, tüm uzlaşılan konuların yazılı olarak belgelendiği önemli bir aşamadır. Bu protokol, her iki tarafın imzasını taşımalı ve detaylı bir içeriğe sahip olmalıdır.</p>



<p>Boşanma davası başvurusu, yerel mahkemeye yapılır ve anlaşmalı boşanma protokolü ile diğer gerekli belgeler de sunulur. Mahkeme süreci, genellikle daha hızlı ve daha az karmaşık bir şekilde ilerler. Mahkeme, anlaşmalı boşanma protokolünü değerlendirir ve taraflar arasındaki uzlaşmanın adil olduğundan emin olur.</p>



<p>Eğer yabancı eşin ülkesinde boşanma gerçekleştiyse yani boşanma kararının tanınması ve tenfizi, eğer gerekiyorsa uluslararası hukuk kurallarına uygun olarak gerçekleştirilir. Bu noktada, deneyimli bir aile hukuku avukatı, sürecin sorunsuz ve hukuki olarak geçerli olmasında önemli bir rol oynar.</p>



<p>Yabancı uyruklu eşler arasındaki anlaşmalı boşanma süreci, tarafların işbirliği ve anlaşmaya varmasıyla daha az stresli hale gelebilir. Ancak, sürecin düzgün ve hukuki açıdan sağlam olması için uzman bir avukatın rehberliği önemlidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Yabancı Uyruklu Eş ile Çekişmeli Boşanma</strong></h2>



<p>Taraflar arasında boşanma konusunda uzlaşma sağlanamadığında, çekişmeli boşanma davası gündeme gelebilir. Bu tür davada taraflardan biri boşanmaya karşı çıkabilir ya da her iki taraf da boşanma kararı almak istese bile maddi ve manevi konularda anlaşmazlık yaşanabilir. Özellikle yabancı uyruklu eşten boşanma davaları çekişmeli olarak açılırsa, dava süreci uzun ve karmaşık olabilir.</p>



<p>Çekişmeli boşanma davalarında, boşanma talep eden taraf, genel boşanma sebeplerinden olan evlilik birliğinin temelden sarsılması gibi durumları gerekçe gösterebileceği gibi, somut delillerle kanunda düzenlenmiş özel boşanma sebeplerine de dayanabilir, örneğin zina gibi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Evlilik Yolu ile Kazanılmış Vatandaşlık, Oturum ve Çalışma İzninin İptali</strong></h2>



<p>Yabancılar için Türk vatandaşlığını elde etme süreci evlilik üzerinden gerçekleştirilebilir ve bu süreç belirli şartlara tabidir. Bu şartlar şu şekildedir:</p>



<ul>
<li>Bir Türk vatandaşı ile en az üç yıl süreyle evli kalmak gereklidir.</li>



<li>Evlilik süresince aile birliği içinde yaşama şartı aranır.</li>



<li>Evlilik birliği ile çelişen faaliyetlerde bulunmamak önemlidir.</li>



<li>Millî güvenlik ve kamu düzeni açısından herhangi bir engel oluşturmamak şartı aranır.</li>
</ul>



<p>Eğer yabancı uyruklu bir kişi, bir Türk vatandaşı ile gerçekleştirdiği evliliği sonucunda henüz Türk vatandaşlığına geçmemişse, boşanma durumunda bu vatandaşlık kazanma imkanı sona erer. Ancak, evlenme ile Türk vatandaşı olan bir bireyin boşanması durumunda dahi Türk vatandaşlığı devam eder. Yine de, yabancı uyruklu eş ile Türk vatandaşı eş arasındaki olayın özelliklerine bağlı olarak, yabancı eşin oturum ve çalışma izni iptal edilebilir. Yabancı eşten boşanma davası sonucunda, kişi vatandaşlığını dahi kaybedebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Yabancı Ülkede Alınan Boşanma Kararının Türkiye’de Geçerliliği</strong></h2>



<p>Yabancı bir ülkede verilen boşanma kararı, ülkemizde otomatik olarak geçerli sayılmaz. Bu kararın ülkemizde tanınabilmesi için özel tanıma ve tenfiz prosedürlerine tabi tutulması gerekir. Aksi halde, çiftlerin evlilikleri sadece kağıt üzerinde sona ermiş olacak ve yabancı mahkeme tarafından verilen karar ülkemizde hukuki olarak tanınmayacaktır.</p>



<p>Yabancı bir mahkemenin boşanma kararının Türkiye’de tanınabilmesi için en az bir tarafın Türkiye’de ikamet etmesi gerekmektedir. Tanıma ve tenfiz davası açılmasıyla mahkeme, yabancı mahkemede alınan kararın apostil şerhli bir kopyasının sunulmasının ardından tanıma ve tenfiz kararı verecektir. Bu süreç sonucunda, yabancı ülkede gerçekleşen boşanma Türkiye’de de hukuki olarak tanınmış olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://online.manyas.net/aile-hukuku/yabanci-uyruklu-esten-bosanma-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
